Şanlıurfa’da faaliyet gösteren çok sayıda iş insanı, Halkbank’ın bölge düzeyinde uygulandığı öne sürülen bir kredi yöntemi nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadıklarını dile getiriyor. İddialara göre, kullandırılan ticari kredilerin yüzde 10 ila 15’lik kısmı fiilen firmaların kullanımına açılmadan bloke ediliyor; ancak bu tutar üzerinden faiz tahsil edilmeye devam ediliyor. İş dünyası temsilcileri, bu yöntemin finansal mantıkla ve bankacılık teamülleriyle bağdaşmadığını, hem Türkiye’de hem de uluslararası bankacılık uygulamalarında benzerine rastlanmadığını savunuyor.

Yaklaşık iki yıldır sürdüğü öne sürülen bu uygulamanın, Şanlıurfa ekonomisini derinden sarstığı ifade ediliyor. Üretim, istihdam ve ticaretin bel kemiği olan firmalar, nakit akışlarının bozulduğunu, yatırım planlarının askıya alındığını ve bazı işletmelerin iflasın eşiğine geldiğini belirtiyor. Ekonomik daralmanın yalnızca firmalarla sınırlı kalmayıp, şehir genelinde zincirleme bir etki yarattığına dikkat çekiliyor.
İş dünyasından gelen şikâyetlerde, kredinin bir bölümünün bankada tutulmasına rağmen bu paranın sanki firmaya kullandırılmış gibi faizlendirilmesinin ciddi bir adaletsizlik yarattığı vurgulanıyor. Bu durum, iş insanlarının ifadesiyle, “kullanılmayan paranın bedelinin ödetilmesi” anlamına geliyor. Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı’nın da konuyu Halkbank Genel Müdürlüğü’ne ilettiği, iddia ediliyor ancak bugüne kadar somut bir geri dönüş alınamadığı ileri sürülüyor. Bu sessizlik ise kamuoyunda soru işaretlerini artırıyor.
İddialara göre, söz konusu uygulama son iki yılda Şanlıurfa ekonomisinde yaklaşık *1 milyar TL’yi aşan* bir mali yük oluşturdu. Yaklaşık 200 firmadan her birinde ortalama 2 milyon TL’nin bloke edildiği varsayıldığında, toplam bloke tutarının 800 milyon TL’ye ulaştığı hesaplanıyor. Bu meblağın yıllık faiz yükünün ise 500 milyon TL civarında olduğu ifade ediliyor. İş insanları, bu rakamların bir şehir ekonomisi için son derece yıkıcı olduğunu ve telafisi güç sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.
Eleştirilerin odağında ise Halkbank’ın bölge yönetim anlayışı yer alıyor. İş dünyası temsilcileri, bu kadar yaygın ve uzun süredir devam ettiği iddia edilen bir uygulamanın, kurumsal bankacılık ilkeleri yerine kişisel yorum ve inisiyatiflerle yürütülüyor olabileceği endişesini dile getiriyor. “Devlet bankacılığı, keyfiliğe değil öngörülebilirliğe dayanmalıdır” görüşü sıkça vurgulanırken, bölge yönetiminin ticari hayatın gerçeklerinden koptuğu ve sahadaki yıkımı görmezden geldiği yönünde ağır eleştiriler yapılıyor.
Konu, yalnızca ekonomik değil, siyasi boyutlarıyla da tartışılıyor. İş insanları, bir kamu bankasında yaşandığı iddia edilen bu tür uygulamaların doğal olarak hükümet politikalarıyla ilişkilendirildiğini, bunun da iktidar partisi açısından haksız bir algı riski doğurduğunu savunuyor. Şanlıurfa milletvekillerinin konuyla ilgili sessizliği eleştirilirken, Halkbank Genel Müdürü Osman Aslan’ın ve üst yönetimin meseleye nasıl yaklaşacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Bölge iş dünyası, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başta olmak üzere ilgili tüm kurumları göreve davet ediyor. Devlet bankalarının asli görevinin üretimi ve ticareti desteklemek olduğu hatırlatılarak, iddiaların şeffaf biçimde incelenmesi ve Şanlıurfa ekonomisini boğan bu tartışmalı uygulamaya son verilmesi çağrısı yapılıyor. Aksi halde, bugün firmaları zor durumda bırakan bu yaklaşımın, yarın çok daha büyük ekonomik ve sosyal sorunlara kapı aralayabileceği uyarısında bulunuluyor.
